reklam banner'' width=-
-
DERYA ÖZABA

DERYA ÖZABA

[email protected]

Suriye'de Ne İşimiz Var?

04 Mart 2020 - 18:25

Dünyanın tabiri caizse merkezinde, doğu ile batıyı birleştiren, Avrupa’nın başlangıç noktası, Asya’nın kalbi, birbirinin kuyusunu kazan bir çok farklı ülkenin birbirine ulaşması için zorunlu olarak Türk hava sahasını, sularını yada karayollarını kullanmasını gerektiren, Türk toprakları varsa bir fazla, lakin Türk toprakları yoksa bin eksik mecburiyetinde herkesin gözünü dikmiş olduğu, hem nimet gibi, hem başımızın beladan uzak kalmasını mümkün kılmayan bir coğrafi konumda yaşamak geçmişte ve bugün yaşadıklarımızın başlıca sebebi!

Sınırlarımızın olduğu komşu ülkeler, bu ülkeleri ele geçirmek için ilk başta bizim topraklarımızı ele geçirme zorunlulukları olan Dünya da yönetici konumunda bulunan başka ülkeler… Mesela Amerika’nın ve İngiltere’nin durmadan yenilediği yeni dünya haritaları, haritalarda durmadan yer değiştirmiş Türkiye’ye ait olan, lakin Türkiye sınırları içerisinde görülmeyen kimi illerimiz, değişken haritalarda kaybedilmiş görülen illerimizi güvenle koruma çabasında senelerdir mücadele veren Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden bu yana kimi zaman boyun eğerek, kimi zaman atar yapıp ayar vererek Ülke bütünlüğünü korumaya çalışan siyasilerimiz, hükümetlerimiz… Kaybetmek üzere olduğumuz sınır illerimiz! Bir bilseniz daha neler neler var Türk Askerinin başka topraklarda olmasına sebep.
Bazı insanların ısrarla anlamak istemediği, onun bunun toprağında ne işimiz var, askerlerimiz ne için o topraklarda şehit oluyor dediği noktada yukarıda yazılanları sessiz sakin bir ortamda sindire sindire okumalarını naçizane tavsiye ederim.
 

BÖL PARÇALA YÖNET !

20. yüz yılın başlarında İngiltere tarafından büyük ölçüde şekillendirilen Ortadoğu haritası, içinde bulunduğumuz yüz yılda ABD tarafından yeniden şekillendirilmeye çalışılıyor. Amerika’dan ziyade Amerika’yı yöneten ak saçlı adamlar ve belli aileler tarafından kurulan oyunun üç ana hamlesi var ‘’ böl, parçala, yönet’’ İngiltere bir yerlerden oyuna dahil lakin sessiz bir gölge bakıldığında.

1991 yılında Sovyetler Birliğinin yıkılması ile hız kazanan yeni dünya planları, Orta doğunun yeniden şekillenmesi ve yine aynı üç hamle ile haritaların yeniden çizilmesi amaçlanarak sürdürülüyor. Hatta öyle köklü ve öyle seneler önce yazılmış bir plan ki, yine Amerika tarafından hayali olarak yaratılmış ve aslında gerçek tarih kitaplarında hiç olmayan bazı kainler tarafından seneler önce söylenilmiş kehanetler olarak karşımıza çıkıyor. Ne kain gerçek, ne söylenen kehanetler oysa. Geçmiş kaynaklarda bu kehanetlere ait hiçbir yazı yok! Küçük yaşta öksüz kalmış ve tüm dünyaya düşman olarak büyümüş bir ruh hastasının Amerika’nın hakimiyetini gayri resmi olarak ele alması ile tüm Dünyanın geleceğini şekillendirme planlarının adım adım icraata geçmesi oysa tüm olup biten!

Oyunun devamında sırada Irak vardı ve aynı üç hamleyle bölünüp parçalanıp yönetildi, ardından Suriye geldi ve sona  yaklaşıldı. Hepimizin bildiği gibi bir sonra ki levelda Türkiye oyunu başlıyor ve hatta başladı!
Şöyle geriye çekilip içinde bulunduğumuz duruma bir bakın lütfen. Toplum olarak ne derece dejenere olduğumuza. Kardeş kardeş yaşarken kendi ülkemizde kendi vatandaşlarımıza ne kadar düşmanca baktığımıza. Onun dini, bunun  kıyafeti, öbürünün dili, bir diğerinin kökenini ne kadar irdeleyip size/bize uymayandan ne derece tiksindiğimize. Sosyal medya da nerede çekildiği bile belli olmayan ne idüğü belirsiz bir fotoğrafın bizi nasıl ateşlediğine, kim tarafından ortaya atıldığı bile belli olmayan bir yalan haberin, yada yersiz yorumun bizi nasıl bir birimize düşürdüğüne bir bakın. İktidar çıkmazına, muhalefet vurdumduymazlığına bakın!

Oyuna neresinden destek verdiğimize bir bakın. Hangi hamlede olduklarına! Şimdilik ‘’ böl’’ … Sonrası mı? Sizin Bizim elimizde!
 

YARADAN TAMPONU ÇEKERSENİZ KAN ÜZERİNİZE SIÇRAR

Bölüp parçalarken akın akın oluşacak göç dalgası tabi ki hesaba katılmıştı. Türkiye’nin bazı konularda kendi kendine yetmesinin yolu daha önceleri kapatıldığı için Türkiye’nin göçmen yarasına tampon olmayı gönüllü gönülsüz kabul edeceği de AB tarafından ince ince hesaplanmıştı. Zaten basket sahasında beş kişiye bir kişi kalmış adam misali, İran, Rusya, Rejim, AB, ABD  tarafından dört tarafı çevrilmiş bir ülkenin başka çaresi olmadığı herkes tarafından tahmin ediliyordu. Lakin bazı kendini akıllı sanan ülkelerin yanlış hamleleri yarada ki tamponu oynattı ki bu hiç hesapta yoktu.

Rusya’nın rejime saldırma bahanesi ile Türk askerini vurması 36 vatan evladımızın şehit olması ve sonrasında yaptığı akla mantığa sığmayan açıklama ‘’ Türk askeri olması gereken yerde değildi ve konumunu bize bildirmemişti’’ işte Rusya’nın yapmış olduğu bu hamle aslında oyunun bir diğer ülkesi olan Amerika ile paslaşmasından, iyi polis kötü polis oynamasından başka bir şey değildi. İstedikleri zaman yatak odanızda ki çarşafın rengine kadar uydulardan görebilenler ne hastır ki koca Türk taburunu görmemişlerdi!
Ne Milli Savunmanın başındaki kişi bunu bildirmeyip askerini ve Türkiye’nin diplomatik ilişkilerini riske sokacak kadar tecrübesizdi, nede Ülkenin başındakiler. Türkiye siyasi ve diplomatik açıdan hiç bir tezata yol vermemek savaş ortamı yaratmamak için ne gerekiyorsa yapmıştı şimdiye kadar..

Onların hesabında olan 36 şehit haberinin Türkiye’de bir iç savaşa meydan vereceği idi, emellerine çok da yaklaştılar aslında! Hesaba katılmayan iki şey vardı ki; birincisi Türk halkının böyle zamanlarda kenetlenerek bir bütün olduğu ve ülkeleri için her şeyi yapacağıydı. Kurtuluş savaşı mücadelesinden tutun, yakın tarihimizde 15 Temmuz bile bunun bir ispatıydı aslında. Anlaşılan uyanık geçinenler hafıza açısından hiçte iyi değillerdi.

İkinci akıllarına gelmeyen şey ise, her fırsatta kapıları açar göçmenleri göndeririz diyen Türkiye’nin bu hamleyi gerçekte yapacağıydı.

Türkiye yapmaz denileni yaptı ve göçmen sorununa tampon olmaktan vazgeçti. Kısaca tamponu açtılar kan üzerlerine sıçrıyor. AB Türkiye’nin beklenmedik hamlesi karşısında atak geliştirmeye çalışadursun, Yunanistan kıyılarında insan haklarını sonuna kadar ayaklar altına almaya devam etsin, lakin kimse Türkiye’den  daha fazla AB’nin yada bir başka gücün işini kolaylaştırmasını beklemesin. Biz kimseyi kovmadık, şimdi kimse bize insanlık dersi vermesin! Gitmek isteyen gider, daha düne kadar göçmenler gitsin diyen bir arabozucu kitle vardı ve onlar bugün Yunan sınırında işkence gören göçmenlere yalandan tüh vah demeye devam etsin. AB hayranları ve ABD rüyası ile yatıp kalkanlar herkesin gerçek yüzünü görsün lütfen! Daha öncede söylediğim gibi, görün bakalım Türkiye’yi her fırsatta insan hakları komisyonlarına havale edenler insan hakları nasıl oluyormuş… Türkiye’yi tarih kitaplarına barbar diye yazanlar görün bakın Yunan kıyılarına barbarlık nasıl oluyormuş. İşte size gerçek Avrupa! Avrupa nankör tavırları ile yapılan iyiliğin kıymetini bilememiş ise bunun bir bedeli elbette ki olacaktır. Senelerdir Türkiye’nin üzerlerinden aldıkları yüke teşekkür etmesi gerekenler gün gelip nankörlük değil teşekkür etmeyi öğrenecektir.  Ha yazıyı bitirmeden bir konuyu da açıklığa kavuşturalım, o sınırlarda Avrupa’ya gitmeye çalışan göçmenler var ya, işte onlar aslında okumuş, meslek sahibi ve Türkiye’yi sadece bir geçiş güzergahı olarak kullanmak istemiş parası pulu olan zengin göçmenler. Dua etsin Avrupa yardıma muhtaç olanları halen Türk topraklarında! Tabi şimdilik!

Hoşça Kalın , Dostça Kalın…

   Derya Özaba
Komşu Köyün Delisi
 

reklam banner'' width=.
Bu yazı 868 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum