Aksaray’ın kültür ve turizmde yıllardır süregelen yükselişi ne yazık ki son dönemde ciddi bir durağanlığa girmiş durumda. İşin acı tarafı şu ki; tecrübenin ve kurumsal hafızanın ne kadar hayati olduğunu, kaybettikten sonra daha iyi anlıyoruz.
Yıllarca Nevşehir’de yapılan balon festivallerini izlerken, “Neden Aksaray olmasın?” dedik. Israr ettik, çabaladık, kapı kapı dolaştık. Ve başardık. Bir dönem, biraz memleket sevdası, biraz özveri, biraz da Aksaray’ı arkasına alan idarecilerin cesaretiyle sıcak hava balonları Ihlara semalarında süzülmeye başladı.
Dile kolay…
17 firma, 17 balon…
Her biri sabahın köründe kalkıp Aksaray’ı turistlere anlatan birer turizm elçisi gibiydi.
Üç yıl boyunca umut vardı, heyecan vardı, gelecek vardı.
Bugün ise tablo ne yazık ki iç açıcı değil.
Firmalar derin bir krizin içinde.
Son olarak tanıdığımız bir balon firmasının Hollandalı bir iş insanına devredildiğini öğrendik ama yaprak kımıldamıyor diyordu.
Eskiden bir telefon açılır, bir hatır sorulur, kurumlar ekstra uçuşlara teşvik edilirdi. Balon şöleninin sönmemesi için adeta çırpınılırdı.
Şimdi ise… Ne adımız biliniyor,
Ne soyadımız hatırlanıyor.
“Turizm Birliği” adı altında firmalara üçer bin lira fatura kesiliyor ama firmalar bırakın destek almayı, üç kuruş verecek durumda değil. Hâkim olan hava şu: “Burayı terk edelim, burada gelecek yok.”
Oysa biz Aksaray için çabalıyoruz.
Pilot ; Ben Kayseriliyim; ama Aksaray’ın ekmeğini yedik, suyunu içtik. Bu şehir kazansın istiyoruz. Turizmle canlansın, kalkınsın, büyüsün istiyoruz. Ama görünen o ki kurumlar içe kapanmış durumda ki anlatamam .
Tek umudumuz, yeni göreve başlayan Sayın Valimizle birlikte turizmin yeniden masaya yatırılmasıdır.
Geçtiğimiz günlerde Ticaret Odası Başkanının “Turizmde mutlaka hamle yapmalıyız” cümlesi bile bu sektörde nefes alamayan bizlere moral olmuştur.
Geçmişte Belisırma’da yapılan hatalar ortada.. onca kapatılan iş yerleri . Yerle bir edilen değerler de…
Ama geri dönüş mümkündür. Ortak akılla ele alınırsa, Aksaray yeniden öne çıkabilir.
Sanayide belli bir noktaya gelmiş bir ilin, turizmde yeni yatırımlara ve yeni alanlara ihtiyacı vardır.
Antalya’dan gelen turist kafilelerinin Aksaray’a da uğramasını istiyorsak, yeni projeler üretmek zorundayız.
Örneğin;
KOP İdaresi tarafından fizibilitesi yapılan Buharlı Turizm Treni Projesi mutlaka hayata geçirilmelidir
Konya’dan başlayıp Aksaray, Nevşehir, Kırşehir, Kayseri ve Niğde üzerinden tekrar Konya’ya dönecek nostaljik bir hat, bölge turizmine büyük ivme kazandıracaktır.
Ayrıca turizmde eksik olan en önemli şeylerden biri kurumsal hafızadır.
Sürekli sıfırdan başlamak, her gelenin her şeyi yeniden keşfetmesi bu şehre kaybettiriyor.
Ihlara Vadisi içerisindeki işletmelerin –Belisırma dâhil– ruhsatlandırılması meselesi, eğer gerçekten hayata geçerse önemli bir başlangıç olacaktır.
Aksaray her şeye rağmen ilerlemek zorunda bırakılan bir ildir.
Tanıtımın gücü, tüm sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte ele alınmalıdır. Devleti ve sivili karşı karşıya getiren bir anlayıştan kimseye fayda gelmez.
Yıllardır Ahmet Yaşar gibi değerli işletmecilerin dillendirdiği “Turizm Organize Sanayi Bölgesi” fikri artık ciddiyetle ele alınmalıdır. İdareciler ve siyaset kurumu bu çağrıya kulak vermelidir.
Bir de işin medya boyutu var…
Aksaray’ı üç beş asayiş haberiyle sürekli kötü anıyoruz. Buna ses çıkarmıyoruz. Bu basın özgürlüğü değil, menfaat özgürlüğüdür. Binlerce iyi işi görmezden gelip, en küçük olayı manşete taşımak bu şehre ihanettir.
Başka bir ilçede yaşanan bir olay bile Aksaray’da olmuş gibi servis edilerek şehrin itibarı zedelenmektedir.
Buna mecbur değiliz.
Sonuç olarak;
Aksaray turizm ve kültürde eriyor.
Ne net bir strateji var,
Ne de ortaya konmuş güçlü bir proje…
Taşlar yerine oturmadıkça, sonuçların ne olacağını kestirmek zor değil.
Ama ne olursa olsun, Aksaray tanıtımda kan kaybediyor.
Ve bu gidişata artık dur demek gerekiyor.
Besmele bilen bismillah desin işimiz rast gelsin
Yorumlar
Kalan Karakter: