Cumartesi’den devam.
Nemrut’tan ,Şedat’tan, Firavunlardan, Ebu Cehil ile Ebu Lehep’ tende örnek almayan azgın azınlık olan İslam’ın ve İslam diniyle oluşan milli değerlerimizin düşmanı sözüm ona zinde güçler ile taraftarları dinlere değil! İslam dinine ve dinimizin emri olan her şeye karşı teşne olan yüksek yargı ile yüksek öğretim ile sözüm ona Meslek Odalarıyla ,STK’ların ve batı destekli kapitali ellerinde tutanlarında desteğini alanlar hesapların üstündeki ulu hesabın tecellisini düşünmediklerinden utanmadan ve arlanmadan velinimetlerine karşı yaptıkları darbenin 1000 sene süreceğini söylediler.!!!
2010 EYLÜL’ÜNDEKİ REFERANDUMLA 12 EYLÜL’CÜLERİN YARGILANMALARINI ENGELLEYEN MADDE KALKINCA 28 ŞUBATÇILARA DA YARGI YOLU AÇILINCA DARBE 13 YILDA YERLE YEKSAN OLDU!!!
Orta başlıkta belirttiğim milletimizin referandumdaki cesaretiyle darbecileri yargılanmalarının önünün açılmasıyla 28 Şubat 1998 de demokrasiye vurulan bu darbenin failleri hakkında da davalar açıldı
2018 yılında sonuçlanan 28 Şubat davasında, aralarında dönemin en üst düzey askeri yetkililerinin de bulunduğu isimler, "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini cebren devirmeye iştirak" suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
Aldıkları cezalarla suçları tescillenen cuntacılardan generallerin rütbeleri geri alındı.
Bu, sadece fiziki bir hapis cezası değil, aynı zamanda askeri etik ve toplum nezdindeki itibarın kaybedilmesiyle sonuçlanan ağır bir manevi ceza niteliğindeydi.
Cuntacıların yargılanması cesaretini ortaya koyan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve kendisi gibi harbi arkadaşlarının cesaretiyle yapılan çalışmaya 28 Şubat döneminin mağdurlarının haklarının geri verilmesi için yasal düzenlemeler yapıldı; dışlanan, işten atılan ve hayatı karartılan bireylere yönelik manevi bir onarım süreci başlatıldı.
Bu karanlık dönemin sonunda toplumsal bilincin ulaştığı noktayı "sessiz yığışımın erdemli duruluğu" olarak tanımlamak mümkündür.
Bu ifade; büyük bir toplumsal kitlenin maruz kaldığı haksızlıklar karşısında şiddete başvurmadan vakur ve ahlaki (erdemli) bir duruş sergileyerek, zaman içerisinde adaletin ve hakikatin ortaya çıkmasını temsil ettiler.
28 Şubat, Türkiye demokrasisi için bir ibret vesikası olarak kalırken, hukuk önünde verilen cezalar haksızlığın eninde sonunda karşılıksız kalmayacağını gösterdi.
İnsanlık onurunun ve inanç özgürlüğünün/hürriyetinin her türlü vesayetten üstün olduğu, bu zorlu tecrübeyle bir kez daha tescillendi.
Ders alınması dileğiyle İnşallah Cuma günü meseleyi biraz daha açarak kimlerin nasıl mağdur edildiğini yazacağım.
Mutlu Türkiye için takip edilmesi ve ettirilmesi dileğiyle.
Rabbim yar ve yardımcımız olsun.
Devamı Cuma’ya.
Yorumlar
Kalan Karakter: