reklam banner''width=
MEMDUH SARI

MEMDUH SARI

[email protected]

MUHARREM AY'I VE UYDURMALARI

30 Eylül 2019 - 09:48

Aşurenin varoluş hikâyesinin Hz. Nuh tufanı ile başladığı rivayet edilir. Ancak Hz Nuh’un hangi ayda ve tarihte karaya çıktığına dair hiçbir bilgi belge yoktur.  Kuranı Kerim’de hangi ay ve tarih hakkında hiçbir bilgi yoktur,aşure hakkında anlatımlar tamamen rivayetlerden ibarettir.
Aşurenin hikâyesi ise şu kıssaya dayanmaktadır:

Hz. Nuh (a.s.), çok zulme uğrar ve inanmayanların alaylarına maruz kalır. Sonunda kavmini Allah'a şikâyet eder. Allah (c.c.) , Hz. Nuh’a bir gemi yapmasını emreder. Hz. Nuh (a.s) emre itaat ederek bir gemi yapar ve kendisine iman eden ne kadar mümin varsa onları gemiye bindirir. O bölgeye ait her cinsten çift hayvanı da yanlarına alır.

Ve Allah (c.c.) sonunda büyük tufanı kopartır. Gökten yağan yağmurlar ve yerden fışkıran sular o belde deyeryüzünü kaplar. Bu sırada gemi hareket eder. Ve sadece gemiye binen müminler kurtulur.
Gemi aylarca suda kalır. Rivayetlere göre bu zaman zarfında yanlarına aldıkları yiyecekler tükenmeye başlar.

Geriye kalan yiyecekleri bir kazanda toplayarak bir çorba pişirmeye başlarlar. İşte o zamanda yapılmış çorbaya bugün 'Aşure' diyoruz. Aşurenin hikâyesi de bir rivayete göre bu kıssaya dayanmaktadır. Aşure yüzyıllardan günümüze kadar değişmeyen bir gelenek haline gelmiştir. Dini hiçbir hükmü yoktur.
Ülkemizde kurban kesen her insan aşure pişirecek uydurması tamamen tarikat ve cemaatlerin uydurmasıdır.

ON MUHARREM AY’I VE UYDURMALARI?

Bu konuda yazar (Saadettin Merdin) Görüşlerini sizlere aktarıyorum.
Efsane, masal, dini geyik muhabbetleri gırla.
Hocalar bu kadar palavrayı nasıl sıkabiliyorlar, anlamış değilim!
Bilmem On Muharrem günü hangi peygamber ne yapmış?
Sanki mubarekler gözleriyle görmüşler!
Kimisi sudan, kimisi ateşten, kimisi bıçaktan, kimisi de balığın karnından kurtulmuş.
Adem'in tövbesi bugün kabul edilmiş mesela!
Nuh tufanı bugün sona ermiş, milyonlarca bitki ve hayvanı taşıyan ahşap gemi bir senelik bir yolculuktan sonra Cudi dağının tepesine nihayet konmuş!
Musa'nın Firavunun zulmünden kurtulması, Firavun ve ordusunun denizde boğulması tam bugüne denk gelmiş!
Yusuf da kuyudan bugün çıkmış iyi mi!
Nasıl olduysa Yakub'un Yusuf'una kavuşması ve gözlerinin açılması da bugüne rast gelmiş!
Yunus'un balığın karnından, Eyüb'un hastalıktan kurtulup, şifa bulması, Hazreti İbrahim'in ateşten kurtulması, Süleyman'a mülk verilmesi..
Hepsi Hüseyin'in şehit edildiği güne tam denk gelmiş.
Ya da; Hüseyin'in şehit olacağı güne denk gelecek şekilde davranmışlar!
Hüseyin'in şehadetini merkeze alan bir kutsal tarih anlayışı...
Allah dünyayı Muhammed aşkına yaratmıştı.
Torunu Hüseyin aşkına da tarihe yukardaki gibi müdahale etmiş anlaşılan.
Bizi de onların kulu kölesi, reayası olsun diye yaratmış zaar.
Neresinden başlayayım...
On Muharrem Müslümanlar arasında kin ve adaveti büyütmekten başka bir işe yaramıyor.
Milyonlarca Şii, Hüseyin'in katilleri olarak gördükleri Sünnilere diş gıcırdatıyor, bıçak biliyorlar bugünlerde...
Zeyneb'in Suriye'deki mezarını korumak bahanesiyle Hizbullah katilleri ve İranlı sadist mezhepçiler, katil Esed'in yanında, Hüseyin'in intikamını almak bahanesiyle "Vah Huseyn, Vah Hüseyn" diye diye saldırı üstüne saldırı tazeliyor.
Kendilerince Yezit gördükleri Ehl-i sünneti sevabına cehenneme postalıyorlar!
Siyaset, Hakimiyet mücadelesi, dünyalık derdi bütün belaların menbaı..
Bütün itikadi mezhepler siyaset yüzünden çıkmış!
Yok Ali olacaktı, Yok Ebubekir olacaktı. Sıffin'de, Cemel'de nâhak yere birbirlerinin boynunu vurdu...
İktidar mücadelesine  Yüzbinlerce sahabe ve Hz Aişe Annemiz bile katıldı!
Ali Ebubekir'e küsmüştü. Altı ay, bir rivayete göre 2 yıl Ebubekir'e biat etmemişti...
Yani iktidar illa benim hakkım, Ebubekir hakkımı gaspetti diyordu..
Ali evladı da bu imamet sevdasından hiç vazgeçmedi...
Ne var ki, Hüseyin kadar köle Bilal'in de, Zeyd'in de, Üsame'nin de hilafette hakkı vardı.
Oysa İmamet davasına kalkan Hüseyin'in siyasetten, değişen dünyadan haberi yoktu!
Ümmet ise o günlerde; Peygamber'den torunumuz olsun diye kızlarını Hasan ve Hüseyin'e vermek için birbirleriyle yarışıyordu.
Dört hanımı bir kerede boşayıp, dört yeni kızla nikah kıymalar falan filan!
Anlayacağınız Cahiliye ırkçılığı kaldığı yerden devam ediyordu...
Kutsal aile/Ehl-i Beyt.
Ehl-i beyt'İ de, insanların başına imam /kral olsun diye...
Dünya işlerinden/siyasetten anlamayan Hüseyin Kûfelilerin igvasına kandı,
"Kufe'ye gitme de, nereye istersen oraya git!" dendi.
Gitmem de gitmem..
Sonrası malum.. feci şekilde Emevi zalimleri tarafından katledildi...
Bugünün unutulmasını bu yüzden istiyorum.
Çünkü dini imanı siyaset olan Şiiler bu yüzden kendilerinden olmayanlara, kinlerini, gayzlarını biliyorlar..
Sadece düşmanlığa sebep olmakta On Muharrem!
Bugün de durum aynen bu şekilde devam etmektedir.
Ben iktidar değilsem, yansın bu dünya!
Bana ne sizin iktidarınızdan ya!
Yüzlerce yıl sürecek olan Abbas'ın çocukları ile Ali'nin çocukları arasında iktidar kavgası!
Yüzbinler masum nâ-hak yere öldü gitti.
Yok Peygamberin mirası Ali'ye geçti, yok Abbas'a geçti.
 Abbas Mekke'nin fethine kadar Müslüman bile olmamıştı. Mekke'nin bankeriydi.
Neymiş Efendim; "Aşure gününde tutulan oruç bir önceki senenin geçmiş günahlarına kefarettir." buyurmuş Peygamber!
Biraz Noel çılgınlığı gibi ekonomiyi canlandırmak lazım, canım!
Alış-veriş filan!
Zira demiş ki Peygamber; Her kim Aşure Günü’nde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa; Cenab-ı Hak'da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder."
On Muharrem! Hadi bakalım alış-verişe!
Aşure kazanlarını kaynatalım;
Dünyanın üçüncü obez halkına biraz daha aşure yedirelim...
Çok sevaptır! Yeyin babam yeyin..

Aylara yapılan ilave, olsa-olsa küfre yapılmış bir ilavedir. İnkârda direnenlerin çarpıtma yöntemidir bu, Allah’ın haram kıldığı ay sayısına denk getirmek amacıyla bu uygulamayı bir yıl serbest bir yıl yasak sayıyorlar ve işte bu şekilde Allah’ın yasakladığını meşru görüyorlar. Kötü fiilleri onlara pek cazip göründü. Kaldı ki Allah inkâra gömülmüş bir toplumu doğru yola yöneltmez. 9-Tevbe/37.
 

DİKKAT! Yayınlanan Köşe yazılarının Hukiki Sorumluluğu Yazarına aittir. Haber sitemiz (www.sultanhanigazetesi.com) bu konuda hiçbir sorumluluk kabul etmez. Ayrıca Yazılan yazılar,Makaleler ve Yorumlar Yazan kişinin görüş ve düşüncesidir, bu yazıları kontrol etme sorumluluğumuz yoktur. Haber ve yazılara yapılan yorumların hukiki sorumluluğu yorumu yapan Kişi veya ip adresine ayittir. İP Adresleri kayıt altına alınmaktadır.
Bu yazı 305defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum