reklam banner'' width=-
-
MEMDUH SARI

MEMDUH SARI

[email protected]

KURAN'DA KABİR AZABI VARMI?

22 Haziran 2020 - 07:49

Kuran-ı Kerim’e göre, öldükten sonra dirilmeye inanmak. Allah’a inanmakla birlikte zikredilen iman’ın en önemli şartlarından biridir. Buna inanmak imanın bir gereğidir. İslam öncesi bütün dinlerde kabir azabının olduğuna inanılırdı. Ancak Kuran kabir azabının olmadığını bildirmektedir. Dolayısıyla kabir azabının çok eskilere dayandığı bilinmektedir. Kuranda kabir azabı ile ilgili tek bir ayet bulamazsınız
 
Kabir’de sorgulama var mıdır?  Şayet varsa ahirette deki sorgulama neden yapılacak. Kabir’de azap varsa, bu bedene mi, yoksa ruha mı olacak,
Ölüm çok ağırdır, insanı çatlatır. Fakat onu ahiretin varlığı ve imanı onu teselli eder.
 
Ölüm hayat’ın en kıymetli ilahi emridir. Ölüm yok olmak değil, Kabir ile ahiretin ara dönemidir. Ve her canlı ölümü tadacaktır. İnsan doğduktan sonra ölmeye başlar.( Hz Ebu Bekir) Ölüm olunca herkes susar. Ölüm olmasaydı, insan’lar Allah’tan ölüm talebinde bulunurlardı. Hayatla barışık olan, ölümle de barışık olur, zira ölüm hayatın öteki yüzüdür.
 
Dünyada nefsinin sırtına binenler, ölmeden önce ölürler. İnsanlarla eşit olmadan toprağa giremezler. Zira ölüm en büyük eşitleyicidir. Ölüm varlık ve oluş kanunları içinde insanları eşitleyici, yegâne ilkedir. Zengin ile yoksul, güçlü ile güçsüz yalnızca ölüm ile aynı hizaya gelir.
 
Yüce Allah yarattığı kulunu öldürmez, Ona ömür biçer yaşam süreci tanır, O ömrü tamamlayanlar ölümü tadar.

Yüce Allah yoldan çıkan toplumlara da azap eder. Ölüm ile hayat arasındaki mesafe bir nefestir. Ne ölü zannettikleriniz var ki Kuran’a göre diridirler.
Ölülerin ardından rahat uyu diyenler, sabahı olmayan bir gece istediklerinin farkında mıdırlar?
Ölümden ötesine dair haberi ajanlardan değil yalnızca Allah’tan alabilirsiniz.

Ey insan: Ölünce ne olmayı düşünüyorsunuz. Her gün binlerce hücremiz ölüp ahirete gidiyor. Bir gün bütün varlığımız ölüp ahirete gidecektir. Ölüm olmasaydı insanoğlunu ne tutardı. Anlamsız bir hayat yaşamaktansa, anlamlı bir ölüm bin kat güzeldir. Allah yolunda ölmek ise, ölmeyi bilmektir.

Ecel Allah’ın ölüm için koyduğu yasadır. Mümin, ölümü büyük mahkemeye çıkış için, bir celp (çağırma) olarak bilinir. Ölümler çaresiz bu kaderle belirlenmiş, ne yapsan boş. Gelmez geri gayri Rabbim böyle emretmiş.
 
Cesede can verip, onu bozulmaktan koruyan, Ruhtur. Can çıkınca ceset mezarda ve temel elamanları çürümeye başlar, zamanla tamamen eriyip topraklaşır. Mezardaki bedenin içinde canlı ruh kalmaz. Orada uyumaz, uyuyan beyin sinirlerdir.

Bedenden ayrılan can (Ruh) dünya da yaptığı işlere göre ya yücelere çıkar,  can ruhlarla beraber zekkü sefa içinde bulunur, ya da zindanlara atılır azaplara sokulur.

Hz Peygamberden rivayet şöyledir. Müminin canı cesetten çıktığı zaman, onu iki melek göğe çıkarırlar, müminin canı güzel koktuğu anlatılır.
Melekler göktekiler yerden bir ruh can geldi güzel kokuyor. Allah sana ve bedenine rahmet etsin derler. Bu ruh sitretül müntanaya bırakılır.
Kötü Ruh ise, günahkâr ise kötü kokar.  Zindana götürün derler.

İyi Ruh cennet halkından ise kaldığı yer onun (cennet yeridir) Kötü günahkâr Ruh ise cehennem halkından ise kıyamete kadar kalacağı yer zindandır.

Ölen kişi dünyada yaptığı işlerin sonuçlarıyla karşılaşır. İyi işler cennet bahçelerine, kötü işler de sahibini rahatsız eden çeşitli azaplara dönüşür. Ama bu azaplar kabirdeki cesede değil, bedenden ayrılan ruhadır. Ruhun canın kabir’de bedenin içine girmesi uydurmadır.

Bu tür rivayetlerin aslı astarı yoktur. Yüce Allah Ruh’la canı tek yaratmıştır. Ruh, can kişiye özeldir, Ruh, can bir başkasına asla geçmez, bir başkasına tekrardan verilmez.

Ölünün ruhuna yapılacak azap kabir azabı olarak anlatılır. Ama her ruha da azap olmaz. Azap kötü ruhlara olur, o da sürekli değil.  Mezar’da hiçbir zaman, cansız bedene sorgu sual ve azap edilmez. Mahşerde canlı ruhlu bedene hesap sorulacaktır.

Ölüm ve sonrası gaybı bilgilerdi.  Bütün bu yorumlar daha çok hadislere dayanılarak verilen bilgilerdir. Doğrusunu Yüce Allah bilir vesselam.
 
MÜNKER VE NEKİR: Bunlar iki melek değil, mahşerde sorgu sırasında o kişinin teretütlü haline münker denilir, günahından dolayı melekten azar işitene de Nekir hali denir. Bu olaylar KUTUBİ Sidde de sanki mezarda olacakmış gibi yazılmıştır. Doğrusu şudur:
Nihayet o inkârcılardan birine ölüm gelip çatınca. Rabbim der, Döndür ne olur geri döndür beni. 23-Müminun/99.)
 
Belki ben, daha önce yaptıklarımın yerine doğru dürüst işler yaparım. Kesinlikle hayır çünkü onun dile getirdiği sadece muhatabı etkilemek için sarf edilmiş bir laftır. Nitekim böylelerini arkalarından, dirilecekleri güne kadar aşamayacakları bir (berzah âlemi) kuşatmıştır.(Müminun/100.)
 
Yüce Allah Hz peygambere,  Sen kabir deklilerine işittiremezsin. (22-Fatır/22.)
 
Sen şüphesiz ölülere işittiremezsin. (27-Neml/80.)
 
Kaynaklar: Bidat tevessül şefaat kitabı Prof. Dr. İbrahim Sarmış.
Kuranda kabir azabı varmı, kitabı Prof. Dr. Mehmet Okuyan.
 
Bu konu ile Kuran’ın şu ayetlerine bakınız.
(6-Enam/93.)   (8-/Enfal/5.)  (16-Nahl/27.)  (56-Vakıa/83-87.)   (40-Mümin/45-46) . (47-Muhammet/27). (14-İbrahim/27-50.)  (27. Kaf/4-5.)  (35. Fatır/22.)  (27-Neml/80).  (3O-Rum/52.) ( 92-Leyl/11).  (36-Yasin/51-52.)   (54-Kamer/7).  (5-Maide/31.)  ( 20-Taha/55.)   (80-Abese/17-22.)
 
Bir sonraki yazım: KABİR, başında telkin vermek. Kabir ziyaretleri konusu olacaktır.
 

reklam banner'' width=.
Bu yazı 334defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum