TUTUKLANMAYACAKTA GEZECEKMİ?
Türkiye’nin sürekli gelişerek birliğini kıyamete kadar devam ettirmesi için o kap kara dönemin kesinlikle unutulmaması için yaşananların zinde tutulması şarttır. Gerçekten de o dönem öyle bir koyu karanlık zamandı ki öz vatanımızda milletimize Siyonist düşünce ile her türlü eza ceza mübah görülüyordu. DİN DÜŞMANLARI SİYONİST ZİHNİYETİYLE İNANLARA HER TÜRLÜ CEZAYI MÜBAH GÖRÜYORDU! Kendilerini Türkiye’nin sahibi olarak gören bu nedenle emir aldıkları veya kedilerinin zihniyetleri nedeniyle bu ülkenin inancı olan İslam’a ,ibadet ve kıyafetlerine ve yüce dinimiz İslam’la oluşan milli değerlerimize resmen ve alenen savaş açılmıştı. Bu diğer dinlere değil sadece İslam dinine karşı olan azgın azınlığın İslam’a ve İslam’ın emirlerine karşı Çarşamba günü ölen Reha Muhtar ve onun gibi bu cenahta bulunan atanmışından seçilmişine, gazetecisinden siyasetçisine, iş insanından STK ve Meslek Odaları mensuplarına kadar ardına silahlı ve silahsız güçleri alanlar İslam’a karşı görülmemiş şekilde savaş açarak inanların ensesinde boza pişirildiği zamandı.!!! 2010 EYLÜL’DE BAŞLAYIP 15 TEMMUZ’DAN SONRAKİ İYİLEŞTİRMELER KANIKSANINCA ZULMÜ YAPANLAR BİLİNÇLİ ŞEKİLDE KONUYU UNUTTURURKEN ZULME UĞRAYANLARDA OLMAMIŞ SANIYOR Hafızayı beşerin nisyanla melül olması nedeniyle şimdilerde bu zulümleri yapanlarda, maalesef bu zulme uğrayanlarında kahır ekserisi 2010 yılı 12 Eylül’ünde başlayıp ruhlarını 1 dolar satan Fetö/pdy terör örgütünün milletimizin imanıyla çağrısına uydukları liderleri ile birlikte yere yeksan edilmesiyle ivme kazanan iyileştirmelerin kanıksanmasıyla eski o kap kara günler unutuldu. Bu akıl almaz kanıksanmayla kamuoyu tarafından akla ziyan bir şekilde sanki bunlar hiç olmamış ve yaşanmamış gibi Türkiye’nin üstüne kap kara bulutların sardığı gibi milletin inancının üstüne’ de onun ekmeğini yiyen nankörlerce hayasızca dört koldan akla gelen tüm kanallar kullanılarak saldırıldığı zamandı. TABİAT VE TAHRİF EDİLDİKLERİNDEN HAK TARAFINDAN GEÇERSİZ KABUL EDİLEN DİNLERE DEĞİLDE SADECE İSLAMA KARŞI OLANLAR HUKUKU ANAYASAYIDA ÇİĞNEYEREK GUGUKLAŞTIRDI Akla gelen semavi ve tabiat dinlerinin hiçbirine değil de sadece ve sadece ekmeğini yedikleri milletin dini olan Yüce Dinimiz İslam’a karşı olan silahlı bürokratlar ve onların maşası olan diğer kolluk kuvvetleriyle, yüksek yargı ile yüksek örenim brifinglerle guguk ’laştıran sözüm ona hukukçular ve üniversite profesörleri milletin evlatları TSK ile emniyet mensuplarını kullanarak tüm inanlar üzerinde terör estiriliyordu.!!!!! DİNDARLAR İNANÇLARINA SALDIRI KARŞISINDA İMANLARIYLA TERÖRİZE OLMADAN DİRENİYORDU! Ellerinde milletin parasını verdiği, yine altlarında milletin parasını vererek aldığı makamlarda ve makam araçlarında oturanlarla kullananalar ,milletin cebinden alınan vergilerle bir elleri yağda diğeri ise balda yaşayanlar milletin aldığı silahları ve kendilerine verdikleri makamlarını Allah(C.C.)’ın dinine karşı savaşmak için kullanıyorlardı,. Onlar bunu yaparken dindarlarda hiçbir şekilde terörize olmadan Anayasa ve yasalarında teminat altına alınan inançlarını imanlarıyla her yerde bu hayasız akına karşı azimle savunuyorlardı. BAŞÖRTÜSÜ HÜRRİYETİ İÇİN DÜZENLENEN PASİF DİRENİŞİ AŞIRI GÜÇLE DAĞITAN POLİSLER ÖRTÜYÜ SAVUNANLARA VATAN HAİNLERİ GİBİ VURUYORLARDI! O dönemde inanlar imanlarından gelen cesaretleriyle tıpkı Sütçü İmam ve Hasan Tahsin ile Şehit Kamil ve 15 Temmuz Şehit ve gazileri gibi top, tüfek ve tanklarla onların sivil uzantılarına karşı inançlarının gereği olan başörtüsünü savunanlar içlerinde Vakit Gazetesi Yazarlarından Abdurrahman Dilipak’la Gazeteciler ve İnsan hakları savunucularında bulunduğu pasif bir direnişle konuya kamu oyunun dikkatini çekmek için” Baş Örtülüler zinciri “oluşturmuşlardı. Hiçbir fiili kalkışmanın olmadığı sadece bir birilerinin ellerinden tutarak zincir oluşturarak seslerini duyurmaya çalışanlara Polis öyle bir baskın yaptı ki tek suçları Anayasa ve yasalarla teminat altına alınan inançlarının gereği başlarını örtmek isteyenlerin genç kızlar ve bayanlar olduklarına bile bakılmadan akla izana sığmayan bir barbarlık ve kabalıkla vatanın evlatları Polisler kullanılarak bu pasif eylemciler eli silahlı teröristler gibi darmadağın edildiler. AKSARAY GAZETECİLER CEMİYETİ BAŞKANI OLARAK AŞIRI GÜÇ KULLANIMI KANIMA DOKUNDUĞUNDAN POLİSİN YAPTIĞI AŞIRI GÜÇ KULLANIMINI YAYINLADIĞIM BİLDİRİYLE KINADIM Bacılarımızın, analarımızın Anayasa ve yasalarla teminat altına alınan başörtüsünü savunmak için yaptıkları pasif direnişe böylesine hayasızca saldırıldığında Aksaray’ımızın vilayet olması kıvılcımını Gazeteci-Yazar merhum kardeşim Çapan Tekeli ile birlikte çakıp sonuca ulaşıncaya kadarda devam ettirirken mesleğimizin kuruluşu olan Aksaray Gazeteciler Cemiyetinin ikinci defa başkanıydım. Bir insan ve bir Müslüman olarak kendi ülkemizde bizim evlatlarımız olan polisimizin kendi bacılarımıza yaptıkları kanıma dokundu. Yönetim kurulu olarak kamuoyuna açık olarak yayınladığımız bildiriyle yapılanları kınadık. Yerimiz dolmasına rağmen konumuzu tamamlayamadığımızdan çok önemli bir gelişme olmaz ise Hakkın rızası ve izniyle Pazartesi günü kaldığımız yerden devam edeceğim. Her bir santimi atalarımızın Şehit ve Gazileri tarafından verdikleri canlarıyla ve tenlerinden akan al kanlarıyla sulanarak bize yurt yapılan vatanımızda parya haline getirilmemizin milli istikbalimizin bekası için unutulmaması için takip edilmesi dileğiyle. Cuma’mız mübarek olsun Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Devamı Pazartesi’ye.