NİSAN BİR, YILINI DOLDURDUK… KUTLAYALIM MI?
Aksaray’da bazen öyle şeyler yaşanıyor ki, insan ister istemez kendine şu soruyu soruyor: “Biz gerçekten hiç ders almıyor muyuz?” Her gelenin vurduğu, her gidenin iz bıraktığı bir şehir görüntüsü… Ve ardından klasikleşmiş cümleler: “Bu da geçer…” “Canın sağ olsun…” “Bundan sonrası önemli…” Doğrusu, artık bu sözler teselli değil, birer alışkanlık haline geldi. Hatta daha açık söylemek gerekirse, bir tür kabulleniş… Yaprakhisar’daki Otel: Umut mu, İbret mi? Yaprakhisar’da yükselmesi planlanan otel projesi… Başlangıçta Aksaray’ın turizm geleceği olarak sunuldu. Büyük beklentiler oluşturuldu. Hayaller kuruldu. Ama sonra ne oldu? İnşaat yarıya geldiğinde yüklenici firma “bunaldım” dedi. Süre istedi. Verildi. Yetmedi, bir daha istedi. O da verildi. Sonrasında ise işler karıştı… Proje el değiştirdi. Belki de en kritik soru şu: Sabır mı eksikti, yoksa planlama mı? Çünkü bugün geldiğimiz noktada ne proje tamamlanabildi ne de ortaya net bir irade konabildi. Daha da ilginci, yeniden ihaleye çıkan süreçte öyle şartlar konuldu ki, dışarıdan kimsenin girmesi neredeyse imkânsız hale geldi. İhale şirket değiştiren Torunlara kaldı Sonuç mu? Dönen dolaşan aynı kapıya çıkan bir süreç… Siyaset ve İkna Süreçleri Konu, muhalefetin de gündemine taşındı. Özellikle Ali Abbas Ertürk tarafından ulusal medyaya yansıdı. “Usulsüzlük” iddiaları, “ihale kanununa aykırılık” tartışmaları… Sonra ne oldu? İtirazlar yerini imzalara bıraktı. Sözlü taahhütler verildi: “İki yıl içinde tamamlanacak.” Ama yazılı olmayan sözler, bu topraklarda en hızlı unutulan şeylerdir. Eğer yazılıysa bile, geçen süre ortada: Bir yıl doldu. Kutlayalım mı? Yarım Kalan Hayaller Şehri Bu ilk değil… Ne yazık ki son da olmayacak gibi görünüyor. Ziga Kaplıcaları… “Pamukkale’yi Orta Anadolu’ya getiriyoruz” denildi. Travertenler yapıldı. Büyük paralar harcandı. Ama sonuç? Suyu bile akmayan bir yapı… Aynı bölgede sosyal tesis projeleri… Yine vaatler, yine beklentiler… Ama ortada somut bir gerçek yok. Sorun Nerede? Belki de en büyük problem şu: Kurumsal hafıza yok ediliyor. Her gelen yönetici, bir öncekini sıfırlıyor. Her yeni dönem, eski projeleri “öncelik” görmüyor. Ve böylece Aksaray, sürekli yeniden başlayan ama asla tamamlanamayan projelerin şehri haline geliyor. Bir Nisan Şakası Gibi… Bugün geldiğimiz noktada, bu projelerin hali gerçekten bir 1 Nisan şakası gibi. Ama ne yazık ki gülünecek tarafı yok. Bir yıl geçmiş… Ortada ilerleme yok… Belirsizlik hâkim… İnsan ister istemez şöyle diyor: “Bir mum yakıp pasta mı kessek?” Ama bu kutlama değil… Bu, kaybedilen zamanın yıldönümü. Son Söz Aksaray’ın ihtiyacı olan şey çok net: Ciddi planlama Şeffaf yönetim Ve en önemlisi istikrar Aksi halde… Biz daha çok “yıl dönümü” kutlarız. Daha çok yarım kalmış projelerin önünde hatıra fotoğrafı çekeriz. Ve her Nisan’da aynı soruyu sorarız: “Bu şehir ne zaman gerçekten tamamlanacak?”