Gazetecilik; klavyenin başında ahkâm kesmekle olmuyor

Yayınlanma: 15.05.2026 01:00 Güncelleme: 15.05.2026 01:01

Gazetecilik; klavyenin başında ahkâm kesmekle, sosyal medyada bağırıp çağırmakla yapılacak bir meslek değildir.   Bu meslek biraz cesaret, biraz vicdan, biraz da karakter ister. Bugün ne yazık ki eline telefonu alanın kendini gazeteci ilan ettiği bir dönemin içindeyiz.   Habere gitmeden yorum yapan, emek vermeden haber çalan, başkasının alın teri üzerinden prim yapan insanların çoğalması mesleğin itibarını ciddi şekilde zedeledi.   Bir bakıyorsunuz dürüstlükten, ahlaktan, birlikten bahsedenlerin kendi geçmişleri tartışmalı.   Herkes birbirine ayar vermeye çalışıyor ama kimse dönüp aynaya bakmıyor.   Her köşe başında bir cemiyet, her tartışmanın sonunda yeni bir oluşum… Sonra da çıkıp “neden birlik olamıyoruz” diye konuşuluyor.   Birlik; tabelayla değil, samimiyetle olur.   Gazetecilik kimsenin şahsi hesaplaşma alanı değildir.   Bir kurumun kapısında nöbet tutup gerektiğinde saldırı, gerektiğinde övgü dağıtmak gazetecilik değil; başka hesapların memurluğudur.   Gerçek gazeteci, halkın derdini kendi derdi gibi hissedendir. Haberin peşine düşerken de adalet terazisini kaybetmeyendir.   Bu meslek tehdit diliyle, şantajla, iftirayla büyümez.   Vergi kaydı olmadan, emeğin sorumluluğunu taşımadan, sadece internet sitesi açıp insanlara korku salmaya çalışanların mesleğe verdiği zarar ortada.   Halk artık kimin ne olduğunu görüyor. Vatandaş, kimin gerçekten memleket için uğraştığını da biliyor, kimin kişisel kin ve çıkar peşinde koştuğunu da.   Gazetecilik; memleketi kötüleyerek değil, eksikleri gösterirken çözümün de yanında durarak yapılır.   Çünkü bu şehir hepimizin.   Kalemi silah gibi kullanmak kolaydır, zor olan kalemi vicdanla taşımaktır.   Belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey; birbirini tüketen değil birbirini dinleyen bir basın anlayışıdır.   Çünkü meslek ancak ahlakla büyür, kibirle değil.

Devamını Okumak İçin Tıklayınız