AKSARAY’DA DİSİPLİN ŞART: SUÇLU KİM?
Aksaray’da artık bir gerçeği açık açık konuşmanın zamanı geldi: Bu şehirde yaşanan rezilliklerin sorumlusu kim? Bugüne kadar kolay olan yapıldı. Fatura hep basına kesildi. “Basın abartıyor”, “Basın büyütüyor”, “Basın bundan para kazanıyor” denildi. Peki gerçekten mesele bu kadar basit mi? Evet, basın haber yapar. Evet, bazı haberler dikkat çeker çünkü “alıcı” bulur. Ama kimse kusura bakmasın; haber varsa basın yazar. Asıl sorulması gereken soru şudur: O haberler neden var? Daha da önemlisi: O haberler basına nasıl bu kadar kolay ulaşıyor? Bir olay oluyor. Daha dakika geçmeden özellikle bazı basın mensuplarının elinde görüntü, bilgi, hatta konum… Kim veriyor bunları? Hepsinin cebinde aranacak basın numarası kayıtlı... Hiç mi sorgulayan yok? “Buraya nasıl geldin?” diye soran bir görevli yok mu? Olay yerini adeta davetiye gibi açanlar kim? Daha acı bir örnek: Hastane içinde yaşanan bir olayda, bir polis memurunun tokat yediği görüntü ulusal kanallara düşüyor. Sormak gerekiyor: Hastanede kamera çekmek yasak değil mi? Peki bu görüntü nasıl çekildi? Hiç mi engel olan olmadı? Orada otuz tane güvenlik var aciz hastalara kükreyenler neredeler... Polisin onuru, Aksarayın imajı hiç mi önemli değil? Bu sadece basının değil, kamu kurumlarının disiplin meselesidir. Aksaray’da sorun sadece olayların yaşanması değil. Sorun, bu olayların reklam malzemesine dönüşmesi. Her şehirde olay olur. Her şehirde suç da olur, hata da olur. Ama her şehir bu kadar teşhir edilmez. Bugün gelinen noktada acı bir gerçek var: Aksaray, kötü haberlerle anılan bir şehir haline getiriliyor. Ve daha da acısı… Bunu dışarıdan gelenler değil, içeriden birileri yapıyor. Şimdi soruyorum: Ulusal kanallarda Aksaray’ın adı bu şekilde geçtiğinde, bu ilin yöneticileri mahcup olmuyor mu? Milletvekilleri, diğer şehirlerin temsilcilerinin karşısında başını öne eğmiyor mu? STK’lar neden bir gün konuşup ertesi gün susuyor? Bu şehir sahipsiz mi? Artık kabul edelim: Sorun sadece basın değil. Sorun; Disiplinsizliktir. Kontrolsüzlüktür... Sorumluluk almamaktır Ve en önemlisi: “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışıdır. Belki bazıları “yasak” kelimesinden rahatsız olacak. Ama gerçek şu: Eğer hastanede kamera çekmek yasaksa, Aksaray’da da yasak olmalı. Eğer olay yerinde bilgi sızdırmak suçsa, Aksaray’da da bunun hesabı sorulmalı. Bu sansür değil. Bu, şehri korumaktır. Artık herkes aynaya bakmalı. Basın kendi sınırını bilmeli. Kamu görevlisi görevini bilmeli. Yönetici sorumluluğunu bilmeli. Ve Aksaraylı… Memleketine sahip çıkmalı. Çünkü gerçek şu: Bu şehir dışarıdan yıkılmıyor. İçeriden zayıflatılıyor. Eğer Aksaray düzelecekse, bu suçlu aramakla değil, herkesin kendi hatasını kabul etmesiyle olacak. Ve evet… Bu şehir sahipsiz değil. Ama sahip çıkacak Aksaraylıyım diyen yiğitlere ihtiyaç var.